Kedilerin Sırrı

Yazıyı Yazdır Yazıyı Yazdır
  • A A A
  • Kedi geldi ayaklarıma başını sürdü. “Nankör olmadığımı bilirsin… Başkaları öyle bilsinler, daha iyidir. Ne olur, sırrımı kimseye söyleme.” dedi. (Dr.Münir Derman’ın sohbetinden)

    Kedi: Hürriyetine çok düşkündür.

    Kedi: Kulaklarıyla da görür, radarı vardır.

    Kedi: Çok sabırlıdır.

    Kedi: Abdest edeceği zaman yeri kazar, yapar örter.

     

    Niçin? Sebep?

    İnsan da dâhil hiçbir hayvan yoktur böyle hareket eden.

    Kediye sordum:

    -Sana insanlar nankör diyorlar ne dersin?

    Kedi geldi ayaklarıma başını sürdü.

    -Nankör olmadığımı bilirsin… Öyle bilsinler daha iyidir. Ne olur. Sırrımı kimseye söyleme, dedi.

    - Peki, dedim. Sana bir sual daha soracağım.

    - Buyur, dedi.

    - Sen bazen sahibinin eline parmağını tırnağını batırırsın, dedim.

     - Bende kabahat yok. Bunu bir bilseler tırnağımı eline batırdığım adam bile tövbe ederdi.

    Sordum:

    - Benim bir siyah kedim vardı, böyle yaptığını hiç görmedim.

    - O adamını biliyordu efendim, dedi… Peki, dedim bir sual daha…

    - Siz nereden düşerseniz hep ayaklarınız üzerine düşersiniz. Bu nedir?

    - Efendim o da bizim cesedi sırrımız amma ben de bilmiyorum, dedi.

    - Siz sebebini bilirsiniz… Bunda büyük bir sır gizlidir, diye dedelerimizden kalma bir sözdür bu, dedi. Tekrar elimi yaladı, “aman efendim sırrımı kimseye söyleme” dedi. Çekildi, sıçrayarak dama çıktı.

    -Güneş var, damda uyumak çok güzel dedi.

    Kedi, ayaklarının üzerine düşer. Fizyolojik sebebini ilim bir türlü söyleyememiştir. Manevi sebebi çok büyüktür. Söyleyemem. Huzurun kaçar, “keşke söylemeye idin” diye sızlanırsın… Yalnız size bir şey söyleyeyim, kediye eziyet etmeyiniz. Kedi öldürenin sonu haraptır. Evlâtlarına bile intikal eder.

    Kedilere iyilik eden, onları besleyen insanlara gıpta ederim… Kedi, edep ve sabır timsalidir.

    Kediye Hakk’ın bir mahlûku olarak bakarsanız, onun nankör olmadığını anlar, çok şeyler öğrenirsiniz.

    Kedi, aslan ve kaplan cinsinden bir hayvandır. İnsanlarla birlikte yaşarlar… Muhtelif cinsleri vardır. Yabani kediler de vardır. Kediler hürriyetlerine çok düşkün hayvanlardır. Bu düşkünlük kedileri nankör olarak tanıtmıştır. Hâlbuki nankör değildirler. Evinden günlerce uzağa bıraksan, tekrar evlerine dönerler. Bu hal nankör olmadıklarını ifade eder. Eski Roma İmparatorlarının heykelleri dibinde kedi vardır. Bu hürlük timsalidir.

    Resulü Ekrem, “Kedi kimi severse o imanlıdır!” buyurmuştur. Hakiki cins kedi öleceğine yakın sahibinin evini terk eder. Ölüsünü sahibine göstermez. Burada “hakiki cins kedi” bu ne demektir. Bunu hallet (kendin çöz)…

    Kedide “radar teşkilâtı” olduğu bu son senelerde keşfedilmiştir. Göz sinirlerinde işitme lifleri de vardır. Geniş bir sahadaki sesleri işittiği gibi aynı zamanda da görür. Göz bebekleri bu işitme olayını ayarlar. Hem kulaklarıyla da hem gözüyle ses alır ve her ikisiyle de görür.

    Kavga eden kediler başka tarafa baktıkları halde, yekdiğerini arkaları dönük olduğu halde görürler. Ziya ve ses kompüterleri ile yani elektronik dalgaları alır ve tespit ederler.

    Diğer hayvanların kulaklarında görme sinirleri yoktur. Kedilerin gözlerinde de işitme sinirleri bulunmuştur. Bu bakımdan kedi müstesna bir hayvandıe.  Bunun sebeb-i hikmeti nedir…

    (Bu hususta, 1975 de Almanca bir kitap neşredilmiştir.  “Können Katzen mit den Augen hören” Onda uzun tafsilat vardır.)

    Kedi soğukta çok üşür… Bir de diğer hayvanlarda olmayan bir yaratılış ve terbiye hassası vardır. Defi hacet edeceği zaman toprağı eşeler, yapar ve tekrar kapatır. Bunu da düşünmek lâzımdır. Toprağı gelip koklar, örter, sıçrar, bir iki adım sonra döner arkasına bakar ve gider. Ben sebebini söylemiyorum bu hareketin. Utanırsınız. “Kimseyi utandıracak hallerde, sözlerde bulunmayın” hadisi vardır.

    Hakiki kedi yemek seçmez. Fakat eti sever. Kedide büyük sabır vardır. Hz. Rifâi; “Bben hakikate ermek için çok kapılara başvurdum. Nihayet bir kedinin bir delik önünde iki gün beklediğini gördüm. Nihayet avını yakaladı. Ben de sabırla hiç’lik kapısında bekledim ve hakikate erdim buyurdular.

    Kedinin hürriyetine dokunduğunuz zaman isyan eder ve pençesini hemen saplar. Benim birçok kedilerim vardı zamanıyla. Onlarda birçok haller gördüm. Tarif edemem. Bana da birçok şey öğretmiş oldular. Aklıma geldikçe onları hatırlarım; hatta gözlerim bile dolar. Ölen kedilerim için günlerce ağladığım çoktur. İçlerinde hürriyetini bile feda edip sakin olanlar da vardı.

    Kedide biraz hırsızlık vardır. Ama hiç hırsız olmayan da vardır. Aç durur, çalmaz. Bir Arap kedim vardı. Hastalandı. Boynuma sarıldı, yaladı, gözleri yaşardı. Birdenbire fırladı gitti… Siyah kedi gördükçe hatırıma gelir. Gözlerim dolu dolu olur.

    Kediye eziyet etmeyiniz. Onu kollayınız, seviniz. O da sizi muhakkak sevecektir. Kedi kimi severse iman ondadır. Kedi öldürmek doğru değildir. Öldürene dünyada iken Hak bir belâ verir. Bütün ömrünce çeker bunu.

    Kendi sahibinin parmaklarına tırnaklarını batırırsa bunda bir hikmet olduğunu unutmayınız. Kedi daima dört ayağı üzerine düşer. Bu büyük bir şeyi ifade eder.

     

    Kaynak: Dr. Münir Derman’ın “Yazılacak Sırların İlki, Yazılmayacak Sırların Sonu” isimli kitabından alıntılanmıştır

    Related Post

    1. Etki’nin Sırrı Etki’nin Sırrı

    One thought on “Kedilerin Sırrı

    1. Kedinin dört ayak üzere düşmesi, insanın hüzün veya sevinç olarak yaşamsal badireler yaşamasının sonunda mutlaka yine dört unsuru ile başbaşa kalıp, ve eğer ibret alıp kendisini bilip benliğini ıslah ederse bir daha düşme tehlikesi yaşama-masına, eğer ki, ders almaz ise “merreteyn ev merreteyn” emri ilahisince tekrar tehlikeli düşüşler yaşayacağına işarettir.

      Kedinin hırsızlığı bir başkasının yapamadıklarından ders alabilmektir. Dostunun aklından düşmanının akılsız-lığından yararlanmasını bilmek demektir.

      kedinin üşümesi ve soba veya güneşten daha çok istifade etmesi, Rububiyyet sırrınca yaşadığımız olaylarımızdan daha çok ibret alacak idrake ulaşmamız gerektiğine işarettir.

      Alemin Adem için halk edildiği gerçeğini idrak edince, zaman aynasında yaşamımızda can bulan olayları değerlendirildiğinde daha da doğrusunu Allah bilir…

      selam ve dua ile…

    Bir Cevap Yazın